molla kasım

zaten anlayamayacaktı anlamak isteseydi de,
milyarların anladığı yunusu.. ama
ona karşı anlayışlı olabilirdi…
evet bu elindeydi…
en büyük hakikatleri bile anlamak mümkün değil ilk zamanlar…
ama anlayışlı davranmak anlamaya da kapı açıyor…
yoksa
istese
yunus
zaten mollanın ciğerine de bağırır..
asırlar öncesinden…
istediği sadece azcık anlayışlılık…

Yayınlandı:  on Mayıs 1, 2009 at 8:01 am Yorumlar (6)

VE O GELDİ…

medine8_jpg1


“Ve Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başınızın üstüne geldi.
Ne mutlu o kimseye ki, ona iman eder; O da kendisine hidayet eyleye!
Yazıklar olsun Ona isyan ve muhalefet edecek bedbahta!
Yazıklar olsun O’na isyan ve muhalefet edecek bedbahta! “

Kuss b.Saide

“Keşke senin nübüvvet zamanında genç olabilseydim. Keşke kavminin, seni yurdundan çıkaracağı zamana kadar yaşayabilseydim.” Rasulullah sordu: “Onlar beni buradan kovacaklar mı?” Varaka: “Evet, senin getirdiğini getiren bir şahsa insanların düşman olmadığı bir zaman yoktur. Eğer senin döneminde yaşarsam bütün gücümle sana yardım ederim.”

Varaka b. Nevfel

“O söylediyse doğrudur.”

Hz. Ebu Bekir (r.a)

“Kim anasını evlatsız, çocuklarını yetim, karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin”

Hz. Ömer (r.a)

20 NİSAN 571…………………………………20 NİSAN 2009

ne anlamı vardı aşklarımızın,
yorulmalarımızın,
dövüşmelerimizin, barışmalarımızın.
gülüşmelerimizin.

ne anlamı vardı
hayatımızın ve ölmelerimizin,
sen gelmeseydin,

pisi pisine, gitmişdik…
yazık olmuştu bize
sen gelmeseydin.

sen gelmeseydin,
ölünce harbiden ziyan olmuş,
gerçekten ölmüştük…

sen iyiki doğdun.

bak gülebiliyoruz,
eğlenebiliyoruz
sevebiliyoruz
seviliyoruz.

iyi ki doğdun

seviniyoruz….

iyi ki doğdun

EY HAZRETİ MUHAMMED
EY SEYYİDEL MÜRSELİN

EY RASULALLAH.. ALEYHİSSALATU VESSELAM…

sen gelmeseydin bütün güzeller çirkin, bütün çirkinler güzel sayılacaktı…

işte o zaman sevmeyenler kazanacaktı…

sensin sevenlerin gönül kazancı.

senin aşkına bağladık bütün güzellikleri,
artık gül sevinçli,bülbülün ötüşü anlamlı.
ferhat boşa yorulmuyor,
yunus avare gezmiyor
mevlana boşa çağırmıyor,

buyurdun ya ;

“Ey Fâtıma! Ağlama, zira Cenab-ı Hak senin babanı öyle bir dava için görevlendirmiştir ki, yeryüzünde ne kadar ev varsa o dava yüzünden ya aziz olacaktır veya zelil olacaktır. O dava her eve girecektir”..

iyi ki doğdun
iyi ki geldin
hoşgeldin
efendimiz, hoşgeldin…

Yayınlandı:  on Nisan 12, 2009 at 3:31 pm Yorumlar (5)

Araçlar ‹ Diğer Boyut Şövalyesi — WordPress

şövalye yürüyüşü

Şövalye yürüyüşü

 

Efendi, sakin ve dimdik

Dağlar kadar,yüce

Dağlar kadar pervasız

Ve dağlarda şimdik

muhsin abiye

allahtan rahmet dileriz

Yayınlandı:  on Mart 27, 2009 at 8:18 pm Yorumlar (4)

nazar ber kadem

mavi-tepeler

Aldırmadık

boyumuzun kısalığına

İçimiz ürperse de

Çekmedik geriye adımlarımızı,

Bir adım önümüzde olmaktı sadece istediğmiz

Sadece kendimizi ,boysuzluğumuz

Geçebilmekti aradığımız

 

Adımlarımız vadiye düştüğünde,

Tek hayalimiz devin sarayındaki

Simsiyah örgülü saçlarıyla

Kurtarılmayı bekleyen,sevilmeye hasret

Bir kır çiçeğini,

Layık olduğu yere

Tam  göğsümüzün orta yerine dikmekti.

Ona bakacaktık sabahın akşamın

Koklayacaktık

Sulayan gözyaşlarımız içimizde onu büyütecekti.

O biz olacaktık,

O bizim

Herkesin içinde

Yalnız onunla koklaşacaktık.

Kimse bilmeden

En ücralarda onu arayacak ona şarkılar söyleyecektik.

Bakarken anlamsız yüzlere.

Onu giydirecektik sevdiklerimize

Sarmadan  onu saracaktık sarılmadan onu.

 

Sadece kendimize bilmekti

Aramaya çıktığımız

Siyah saçlarıyla bizi bekleyen devin sarayındaki esir çiçek.

Devin azgınlığı yolun suskunluğu cazibesizliği mi cezp etti bizi ki

Dışa açılan pencerelerin

Cazibesi tantanası hohohahası mıydı iten bizi

Bir hayal azdırdı ki bizi

Sustuğunda içimize sızan

Konuştuğunda akan şırıl şırıl.

Ne ararsak onu aradık

Hep içimizde

Kendmizi bulmaktı

Biz aşıklarıydık müzmince

Kendilerimizin

Başka sevgililer avuntulardı

Aralarda.

Yükümlülüklerdi

Kendimize yük değildik sadece

Bir şey de istemiyorduk kendimizden

En iyi bizle anlaşıyorduk

En çok sevdiğimiz bizdik.

Hiç sormadık

Devin sarayında kurtarılmayı bekleyen sevgiliye layık mıyız diye

 Bizi neden sevmesindi ki o bizi beklemiyor muydu milyonlarca yıldır

Atılıverecekti görüverince, tokmağı adam başı kadar, 40 arşınlık kapıdan dalı verince

Neden atılmasındı biz çok sevgiliydik ya

Hiç sormadık fikrini 

Devin sarayında kurtarılmayı bekleyen sevgiliye

bizi sever mi diye

………………..

yorgunuz.

Aldığımız yolun azlığı

Elegeçenin

Hoyratlığı, sessizliği,

Uğruna onca katlandığımız yorgunluğa rağmen

Umursamazlığından

Bıkkınız.

Tekrar yola çıkamayacak kadar.

Yüreğimiz kaldırmıyor yeni nazları.

Aşık usanmış

Devin sarayındaki siyah uzun örgülü saçlının nazlarından

Perde icad etmekte anlaşmış

Devle

Sevgilisinin önüne

……

isterse

ben zaten en çok kendimi sevdim.

İstesem yıldız kızlarına da selam veririm

Huriler  zaten bana dünden hasta

Gelgel bitmeyen yollara neden vuracağım kendimi ki,

Işık da benim aşk da aşık da

Devin sarayındaki simsiyah uzun örgülü saçlı  dilber.

İstediğin  kadar nazlan.

……..

dönüş

hayat meşgalesinden kendini görecek vakti olmayan kullar.

Masumane, saf

İbadet edasında çalışırken çocuk çoluk maişetine,

Nereden bileceklerdi ki

Devin sarayındaki siyah uzun örgülü saçlı dilberi.

Onlar kendilerine doğru da gitmediler hiç

İçleri zaten hemen yanıbaşlarındaydı.

……..

mutlu son

yolun hoyratlığının azmanlaştırdığı,

devin sarayını sisler arasında görmenin tecrübesi

kurtların uluduğu dağlarda aç susuz yatmışlığımız.

En tepe noktasına yerleştirdi bizi

Saf temiz ve mutlu bi haber insanların.

Kendi iç burukluğumuz

Acılarımız

Süzgünlüğümüz

Karşılıksızlığımızın içimizi delen gönül ağrısı

Ve devin sarayındaki kır çiçeğinin yüzümüze bile bakmamasının

Verdiği mecnunluk

Bide geri dönmenin yürek yangsısı..

…………….

Şimdi heryerde  bizim hikayemiz söylenir.

Avcı hikayelerine dönen yavanlığında

Kimimiz selmayı ararken yittik

Kimimiz leylaya telef

Kimimiz

Dağı yardık şirin adına

Adsızlarımız i en çok bilinenlerin isimleriyle süsledi

Şiirlerini sevda adına

Bir ur gibi büyür içimizdeki dert

Kimimiz başka güzellerde aradık

Kimimiz

Vurduk yalnızlığımıza

Hergece hayalleri kucakladık yataklarımızda..

Kimimiz ha huya verdik.

 Kimimiz hasret şarkılarını yaktık cıgaralarımızda

Kimimiz.

Yeni sevgilileri öptük dudaklarından

Avunmadık

Tad  aldık kimilerimiz…

Zaten bilmiyorduk devin sarayındaki siyah uzun örgülü saçlı kır çiçeğinin dudak tadını..

………

Savaştan dönen

Yorgun şövalyelerdik.

Katıraslanı  ararken kaybolan avcılar gibi.

Arazide kaybolup gittik…….

Yayınlandı:  on at 1:03 pm Yorumlar (3)