insanın kendisine söylemediği sır olur mu?
garip bir şey, ama var…
neyse, bir zamandır konakladığım mekanım değişiyor galiba.
dün gibi diyeceğim duvarda kalan sevdayı yazdığım gün,geldiğim yerleştiğim zaman, ama değil.
dün gibi olması mümkün mü?
üç beş beyazla getirdiğim saçlarimın beyazları artık belirgineşti,
her hasretin ardından gidememek gidebilsekte beş saat yol gidip iki gün sonra geri dönmek…
ikiye bölünen kalbim kendimi de sevdiklerimi de ısmarlamadan uyuyamadı bir gece.
duvardaki çivi de dahil asmadım paltomu.
katladım koydum dün…
ağır ağır toplanıyorum,
eğer allah kısmet ederse çivi artık yeni konuklarla konuşacak burada,
anlaşılır anlaşılmaz ayrı mesele…
çivinin bağırmasına aldırmadan
delik deşik te edebilir duvarları yeni yolcu,
bir rüya gördüm dün gece,
daha önce gördüğüm inşaat halindeki yol ve köprü çalışmaları sona ermiş,
metal bir köprü inşa edilmişti. koşarak düz kısmını geçtim ve eğimli yerinde oturp kayarak indim
.
hoooop yeni memleket…….
***
sevmek güzel şey
sevilmek,
sevgi güzel şey.
bir gönlün bulut gibi senin üzerinde dolaşması,
sana titremesi güzel şey.
***
vefalı olmak,
alternatileri görmemektir.
vefalı olmak mükemmel bir sevgi ile bağlanmak değil,sevginin yekününün bir faniye yoğunlaşamayacağının farkında olarak,bir yönünün ukbaya dönük durmasını, kamil bir imanla göklere bağlıyken yerdeki sevdiklerinin senden asla şüphe duymadan bütün gönlünün onların olduğunu bilmesidir.
kandırmaca mıdır. asla
gülü çok sevip koklamak gülün kokusunun hatırlattıklarından değil mi.
gülsüz cennet tasavvuru mümkün değil,
aşık gönüllerin kokladıkları gülleri toplayıp cennete sürmeleridir onun sebebi.
belki de cennetteki güllerdir aşıkları buralardan toplayıp götüren…
kimbilir…
***
sevgi niyazdır aslında,
sevdiğimi sev rabbim demektir.
yada sevdiğini sevdir.
ama en çok sevdiğimi sev.
çünkü sevdim ya kopartma demek.
gülüm gönlümün avuçlarında dursun.
sen koksun,
onu kokladıkça bilmese de,
seni koklayayım.
o sen koksun.
***
aşk bir hastalık,
doğduğumda yakalanmış doğdum bu hastalığa.
aslında o bendeydi hep,
onu bir o güle kondurdum,
bir o güzele,
bir o saza bir bu saza…
zaten onu kaybetmeden ölmek gerek,
aşk büyür mü?
sanmam.
bütün olarak doğuyor içimizde bizimle.
o bizimle geliyor.
galiba onu biz parçalara ayırıyoruz.
biraz oraya biraz ona.
annneeeeeeeee
diye ağlayan bir bebekteki aşk sevgi küskünlük beklenti, hepsi annede toplanıyor, bilmiyorum belkide fakındadır herşeyi veremeyeceğinin ama ona tevdi ediyor aşkını ilk.
sonraları annenin diğer uğraş ve ilgilerini farkedince ağır ağır küsüyor ona.
uzaklaşıyor içi.
***
yolcu olduğunu bilmeli insan.
gönlünün bağırtısını susturmaya çalışsa da aburcuburlarla,
onun susmasının bu alemde mümkün olmadığını bilmeli,
iki dakka sonra neden yeniden acıktığını anlamalı…
susması mümkün değil gönül açlığının bu alemde,
yani bu aleme mahsus şeylerle en azından…
asıl sevgiyi koyanı güdülüyor aşkımız içimizde.
ona buna meylimiz olsa da,
onda aradıklarımız hep iyi şeyler,
güzellikler tatlılıklar
aslında tanımladığı tek yön var bu istemelerin…
biz onun aleme serpiştirdiklerini topluyoruz gönüllerimizle…
gözlerimiz güzellik arıyor bir radar gibi,
burnumuz hoş kokular peşinde,
kulaklarımız güzel iç okşayıcı seslere dönük,
dilimiz bir tadın peşinde hep.
bütün azalarımızla biz parça parça bir bütün olarak bir sevdanın peşindeyiz hep değil mi.
işte bu sevdadır aşık gönüllerin ortasını kavuran,ciğerlerini tarumar gözlerini yaşlı koyan…
bu sevda burada var olmadı,
burada kalmasın.
duvarda kalmasın diye çivi çakmamalı,
***
bence insanın kendisine söylemediği bir sır yok,
bir sürü sırlar var…
bu da onlardan sadece biri.
ama hepsinin içinde saklandığı asıl sır.
karışık ama güzel olmuş.
veda yazısı değil di mi? çiviyle başbaşa kalmak istemez kimse
hayırlı olsun..
amin..
Hakkinda hayirlisi.
Her zamanki gibi güzel bir yazi, ne kadar okurken anlamlar yüklemeye calisirken beynim yorulsa da.