molla kasım

zaten anlayamayacaktı anlamak isteseydi de,
milyarların anladığı yunusu.. ama
ona karşı anlayışlı olabilirdi…
evet bu elindeydi…
en büyük hakikatleri bile anlamak mümkün değil ilk zamanlar…
ama anlayışlı davranmak anlamaya da kapı açıyor…
yoksa
istese
yunus
zaten mollanın ciğerine de bağırır..
asırlar öncesinden…
istediği sadece azcık anlayışlılık…

Yayınlandı:  on Mayıs 1, 2009 at 8:01 am Yorumlar (6)

NEFES VAAAAR

CİĞERİNİZ BAYRAM ETSİN AHALİİİİİ

BU NEFES FARKLIIII

GEEEEAAAALLL

BİSMİLLAH DEEE

BİLVANİS NET FAKLI BİR NEFES
:) )) AĞZIM ÖRTÜLMÜYOR.. :)

http://www.bilvanis.net/

Yayınlandı:  on Nisan 22, 2009 at 9:35 pm Yorumlar (7)

CADI

her insanın yüreğini ayakta tutan,kendini,hayallerini,geleceğini bağladığı,sevdiği ve değer verdiği bir hazinesi vardır.

onu en derinde saklar.
bazen sahip olmadığı bir şey yada kişinin sevgisi de olabilir.
bazen bizzat avucuna alabildiğidir.

bütün hareketlerinin hem çıkış noktasında hem dönüş noktasında o vardır.
o gerçek bir hazinedir kişi için.yanlışlığı,tutarsızlığı yada hayaliliği önemli değildir. o can veriyordur.önemli olan yeri burasıdır.

bazen bir aşk,bazen bir sevgi,bazen bir arkadaş,bazen bir hayal,
bazen hepsi…
işte bir topacın döndüğü ipin kopmasıdır hayatı böyle başıboş kılan.
böyle anlamsız saman tadına çeviren.
hazine kaçırılmıştır,anlamını da yitirmiş olabilir elde de olsa…

sevgi ile bağlanılan şeydir aslında hayatın anlamı..
onun için yaşarsınız,ölürsünüz,gidersiniz, gelirsiniz,alırsınız yaparsınız,onun içindir…

dualarınız,Allah’a onun içindir, yalvarırsınız.kendinize isteseniz de aslında onun için, yanında kalmak içindir hayatınıza verdiğiniz önem…
bu belki değmeyen bir şey içindir ama öyledir…
hedefi kısa tuttuğunuzda hemen ele geçiriverdiğinizde,yada elinizdeki değersizleştiğinde biter aşkınıza can veren hazine…
onun içindir, ulaşılmaz olanın aşıkları asla hayata sırt dönmezler.
çektikleri her acı tad bırakır gönüllerine.
onlar öyle bir sevdadırlar ki yakınlaştıkça artar,uzaklaştıkça yakar..

….

sevgiyi küllendirmemek lazım ki o sevdiğinizden çok size lazım aslında…
bir çiçeğin anlamı aslında içinizdedir.
hayata gülümsemeniz,sevmeniz de içinizdedir…içinizdekidir.

içinizde var olan her sevgi bir katsayıdır,tutunmanızla çarpılan hayata…
çok olması çokluk olması daha bir çözülmez, daha bir
daha bir kopmaz denkleme döndürür..

aslında bir şeyi atlıyoruz burada,
size verilen değer.başka gönüllerdeki aksinizdir.
başka gönüllerin size duyduğu sıcaklık…

hayatınızı ışıtan şeyin anlamsızlaştığı yerde, sizi yeni bir merkeze bağlayan bağdır.. sizi alıp götürendir çıkmazlarınızdan..
sizin gönlünüzden yansıyan sevginin tekrar sizi tutmasıdır.kıyılarınızda..

hayat fani olunca yaşanan,
duygular devrilip durur,
her şey gibi biter gözlerinizde,
aşkınız sevdanız,
en çok ta kavuşuverince,

ele geçeni kıymetsizleştiriverirsiniz,
içinizin dipsizliğinde…

yeni şeyleri yok etmek
yeni sevdaları bitirmek için
acımasızca gezdirirsiniz gözlerinizi…

siz aslında aynaya bakarsınız
ikide bir,
benden daha güzel var mı diye,
aslında siz bir cadısınız,
en yukarda

aslında siz
sevdanızı bitiren,
içinizi öldüren,
sevdiklerinizi
anlamsızlaştıran bir cadısınız..

geldiğiniz yere dönmedikçe, doyumsuzluğunuz bıkmışlığınız yada hırsınız bitmeyecek…
siz aslında her tele bez asansınız,
aslında yüce olan gönlünüzün en yüce yerinde
kıytırık bez parçaları asılı
geçici solgun ve sırıtık…
…..

yerdekilerden güzel bir hazine çıkartamadıysanız
göklerin size yapabileceği ne var ki…

hazinenize sahip çıkın…
o sizin…
o sizin hayatınız,
o sizin hayatınızı ayakta tutan,
o sizsiniz…

yitirdiğinizde sizi bitirenin ne olduğunu düşündünüz mü?
Hayatınızın sönükleştiğini fark ettiğinizde,

Etrafınızı yeniden yapılandırın.yeniden anlamlandırın.

Hazine sandığınızı en çok kendinizden koruyun…

Zira onu en çok siz harcıyorsunuz.
Ve harcadığınız da sizsiniz aslında…

Yayınlandı:  on at 8:43 am Yorumlar (6)

Yayınlandı:  on Nisan 17, 2009 at 8:28 pm Yorumlar (1)

izci gidiyor

images

bir izci gidiyooor

gidiyor kamp kurmayaaaaaa

bir izciyle obasııııııııı

gidiyor kamp kurmaayaaaaaa.........

Yayınlandı:  on at 5:55 pm Yorumlar (10)

duvarda kalan sevda

249

Duvarda kalan sevda…

Artık taşınıyorum.Yeni bir eve.
Görev icabı burada kalacağım bir müddet.

Belki uzun belki kısa kim bilir…

Güzel ev, geniş odalar…
Manzarası fena sayılmaz.
Mis gibi hava,yani idare etmeyi bırakın,
kimler terk etmez her yanı beton olan sokaklarını bu ev için…

Yerleşmek zor olmuyor,
bir oda döşüyorum zati.
Bir kaç mutfak gereci
Küçük bir kaç şey işte.
……

Paltomu asacağım duvara bir çivi çakmam lazım.
Askıyı nereden bulacağım.
Nereye çakayım derken bir çivi görüyorum duvarda,
çakmaya gerek yok o zaman “ona asayım” diyorum….

Paltomu asıyorken kalıyorum, palto elimde…

Bu çivi çiviliyor gözlerimi üzerine beni çekiyor kendine doğru
Sanki “eğil bana diyor”,
“Yaklaş”
Yaklaşıyorum,
iyice hipnoz olmuş gibiyim,
kıpırdayamıyor gibiyim
Bana bir şeyler söylüyor,
paltom elimde çöküyorum koltuğa..

Donukuyorum, dolukuyorum…

Gözlerim damlıyor,

Kalakalıyorum hazin bir sevdanın başucundan.

Gözlerim onda,
Deliyor kalbimi,çivi çivi…

“Ey yolcu” diyor
“Yerleşiyor musun?

Bak beni buraya çakan el
Bilmem kaç yıl önceydi öyle bir hevesle geldi ki,

Nasıl bulup çaktığını ben bile anlamadım,

Hayallerin çaktı bu duvara benle,
her tık edişinde
çekici,
bir arzu mıhladı sanki,

Her arzusuna yenisini tıkladı…
Çok şeyler istedi,
güzel sevdalardı yüreğinden devriler bu duvara.

Hemen astı paltosunu,
Sevinçle kucakladı yarini,
“Oh, dedi sonunda attık bir yere kendimizi”

Hem fena da sayılmaz havası güzel manzarası da hoş…

Ben burada öylece çakılıyken yok sandı beni.

Sırma saçlıydı yari seviyordu..
Gözlerine bakmaya doyamıyordu.

Ben burada öylece çakılı,

Hevesti işte bilemedi nereden bilecekti.
Ben anlatmasam sen bilebilecek miydin sanki.

Zaman geçti yıl oldu, belki bir belki bir kaç yıl, ne önemi var,hepsi de geçmiyor mu?

Bir gün yari çok uzaklara düştü,bana sorma ben görmedim ,paltosu asılıydı.sen bilirsin duyarsın.

Önce yari gitti.sonra beşikteki çocuklarıyla kendisi
Yola düştüler bir gelip, yıkık yorgun gittiler.

Sevgisi eridi gözlerimde.

Sevdası çakılı kaldı bu duvarda, aşkı hayalleri çakılı,
Gönlü yıkılı gitti..

Sen şimdi paltonu asmadan düşün .
Onun sevdasının, aşkının,
hayallerinin üzerine asma paltonu.

Bırak o yandı ben gördüm,
sen yanma…

Elinde dursun palton, asma…
Çakma başka da çivi,
katla koy yastığının başına
her zaman gidecek gibi.
Çakma duvara sevdanı,
hayallerini yüreğinde kalsın.

Kıvrılır içine yatarsın.

Seni de yolcu edeceğim nasılsa.

Ben burada öylece çakılı.”

Yayınlandı:  on Nisan 15, 2009 at 10:56 am Yorumlar (6)

VE O GELDİ…

medine8_jpg1


“Ve Allah’ın gelecek bir peygamberi vardır ki, gelmesi pek yakındır. Gölgesi başınızın üstüne geldi.
Ne mutlu o kimseye ki, ona iman eder; O da kendisine hidayet eyleye!
Yazıklar olsun Ona isyan ve muhalefet edecek bedbahta!
Yazıklar olsun O’na isyan ve muhalefet edecek bedbahta! “

Kuss b.Saide

“Keşke senin nübüvvet zamanında genç olabilseydim. Keşke kavminin, seni yurdundan çıkaracağı zamana kadar yaşayabilseydim.” Rasulullah sordu: “Onlar beni buradan kovacaklar mı?” Varaka: “Evet, senin getirdiğini getiren bir şahsa insanların düşman olmadığı bir zaman yoktur. Eğer senin döneminde yaşarsam bütün gücümle sana yardım ederim.”

Varaka b. Nevfel

“O söylediyse doğrudur.”

Hz. Ebu Bekir (r.a)

“Kim anasını evlatsız, çocuklarını yetim, karısını dul bırakmak istiyorsa şu vadide beni takip etsin”

Hz. Ömer (r.a)

20 NİSAN 571…………………………………20 NİSAN 2009

ne anlamı vardı aşklarımızın,
yorulmalarımızın,
dövüşmelerimizin, barışmalarımızın.
gülüşmelerimizin.

ne anlamı vardı
hayatımızın ve ölmelerimizin,
sen gelmeseydin,

pisi pisine, gitmişdik…
yazık olmuştu bize
sen gelmeseydin.

sen gelmeseydin,
ölünce harbiden ziyan olmuş,
gerçekten ölmüştük…

sen iyiki doğdun.

bak gülebiliyoruz,
eğlenebiliyoruz
sevebiliyoruz
seviliyoruz.

iyi ki doğdun

seviniyoruz….

iyi ki doğdun

EY HAZRETİ MUHAMMED
EY SEYYİDEL MÜRSELİN

EY RASULALLAH.. ALEYHİSSALATU VESSELAM…

sen gelmeseydin bütün güzeller çirkin, bütün çirkinler güzel sayılacaktı…

işte o zaman sevmeyenler kazanacaktı…

sensin sevenlerin gönül kazancı.

senin aşkına bağladık bütün güzellikleri,
artık gül sevinçli,bülbülün ötüşü anlamlı.
ferhat boşa yorulmuyor,
yunus avare gezmiyor
mevlana boşa çağırmıyor,

buyurdun ya ;

“Ey Fâtıma! Ağlama, zira Cenab-ı Hak senin babanı öyle bir dava için görevlendirmiştir ki, yeryüzünde ne kadar ev varsa o dava yüzünden ya aziz olacaktır veya zelil olacaktır. O dava her eve girecektir”..

iyi ki doğdun
iyi ki geldin
hoşgeldin
efendimiz, hoşgeldin…

Yayınlandı:  on Nisan 12, 2009 at 3:31 pm Yorumlar (5)

mahkumunum

suç işliyorum,
Perdeler kalkıyor,
Kalktıkça perdeler ben daralıyorum,

Onlar yükseliyor ben bunalıyorum,

İçim kıvranıyor bir taraftan,
bir taraftan ben suç
işliyorum,

artık emin değilim,emanından.
Perde kalkıyor,eman kalkıyor,hissediyorum..

Ben artık suçluyum,yükleniyorum,
Ortaçağ kanunu tepemde artık
Tedirginim engizisyonundan,

Ya tard edildim, ya yanacağım,
biliyorum,

Her bir köşe düşman oluyor,
Her yanım sanki düşman doluyor,

Tedirginim,emanın yok artık
Tedbirsizim,

Ben öylece hangi köşeden
Saldıracak kaderim beklemedeyim.

Prangaya vurulmuşum kendi elimle
Küreklerimi cezaya çekmedeyim..

Yere düşüyorum,elimde ayağım,
Sen vurdun biliyorum,

Aslında ben vurdum biliyorum,

Emanın yok korunamıyorum.

Ellerimle sarılıyorum
Acıyor ,
Ama çok mu bilemiyorum

Yerden kalmak istemiyorum

O kadar geçtim kapıdan
Nasıl vurdum ayağımı
Anlayamıyorum,

Ama biliyorum artık

Emanın yok

Amanın da,

Bu kadar mı acıdı,çok mu yandı
Yerden kalkamayacak kadar mı ?

Bilmiyorum

Bildiğim tek şey ;
Artık perde yok
Ve ben
Af gelmeden yerden kalmayacağım,

Acısın seviyorum, seviniyorum
Ama çok acımış gibi yapmak hoşuma gidiyor,

Perden alçalıyor
Hissediyorum

Suçluyum
Daha yapmam diyorum
Acı ne ki
İçimde acı
ayağım
Bahanem oluyor
Seviyorum

O acıyor ben seviniyorum

Kalkmıyorum perdelerin sarana kadar,

Emanındayım
Hissediyorum

Günahkarım,suçluyum

Ama seni ………m

Emanını seviyorum

Amansız merhametini

Allahım.

Yayınlandı:  on Nisan 11, 2009 at 11:27 am Yorumlar (4)

şövalye yüreğim

meşaleVe bir kapının önündeyim,

Beni buraya çeken ,senin çığlığın ey perim.

…….

Daha sabahın adı koyulmamışken,yeşil henüz koyu karanlık,
Yüzümü yıkadığım ırmak kenarı
Daha bir titrek, daha bir serin…

Seherlerde duyduğum kristal sesin ,
Sudan mı yoksa dağdan mı gelir bilmeden
Yaramı yine kanatır..

Çakıl taşları görülse eğer
Ciğer yangınımı suya sıçratır….
Çıkmıyor içimden,
Feryat edişin
Duydum mu bilmeden anlayamadan.
İçimde yeniden yitip gidişin…

……

yönümü çevirdim sesinden yana
bu sefer bulacağım kurtuluşun yok
nedir bu feryat nedir bu şiir..
ağıt mı şarkı mı
şu ses verişin…

,dalıyorum ormana,
yeşilin siyah koyu yapraklarından
sabahın çisileri düşüyor..
yüzümü yeniden yıkıyor
içimi serinlik kaplıyor..
hafifi hafif titriyorum..

diyorum kasemim senin adına.
Bu sefer dindireceğim
Yürek acını.
Yeter ki sesin
Yol açsın bana.

Ağaç dalları sarkıyor
Üzerime.
Karanlık karanlık sarılıyorlar,
Sıkışıyorum
Geçemiyorum.yırtılıyor yüzüm, ellerim,
Göğsüm…

…….

Sesin geliyor sonra karanlıklardan
Yeniden yoluna düşüyorum.

Atımı bıraktım en son meydanda,
Köpeğim ürkmüş ben gelmem diyor.
Şövalye
Şövalye.titriyorsamda,
Seni bulacağım ey peri kızı.

…..

ne kadar uzunmuş bu seher vakti.
Ne o bitiyor
Ne yol bitiyor..
Karanlık çöktükçe katbekat koyu
Diyorum
Güneş tersine mi döndü,

yolumu kesiyor cadı kızları.

Her türlü çirkeflik, bini bi para

Yok diyorum bu sefer, bu sefer başka
Yırtacağım bu yalancı perdeyi
Aldırmadan bin bir türlü pusuya

……

Yuvarlana tökezleye bir avluya varıyorum..

Kılıcım düşüyor ellerimden,
Mızrağım kırık
Kalkanım kayıp,

…..

Sen bana ne yaptın böyle,
Nereden getirdin
Nasıl ulaştın,
Ne sihirli sesin varmış,
Ne kor nefesin,,…..

……

Cadının kurtları dalıyor en son,
Kimi ısırıyor kimi tırmalar

Zaten yüreğimde bin yara var,
Nedir uğrunda çektiklerim,

………

Kararsızlık çökemez,vuramaz hiçbir devin
Sen ey cadı karısı
Bu mu bütün hünerin,

…..

Aslanın yok mu
Hani ejderlerin.
Gönder üzerime
Adım şövalye benim…

Tırsarsam namerdim….

ey peri kızı
istediğin kadar derinlere kaç.
Derdin nedir bileceğim…

Gece yarılarında seni inleten
Esrar bir daha
Kapatamayacak
Perdelerini
Oraya ulaştığım zaman

….

Artık sabah olmayacak,
Güneş üşümüş artık,

Karanlık susmuş
Yollar kıvrılı
Her şey cadıyla
Boğuşumu seyreder
Kimse kıpırdatmaz kılını…

Eğer senin o billur sesin
Yankılanmasa şu vadilerde
Şu kara dağda
Beklide yitip giderdi
Azgın meydanların
Şövalyesi
Anılmazdı adı dabir daha..

..

işte görünüyor mendebur şato.
Karanlık sular damından dökülüyor omuzlarıma
Artık yorgunum,
Sürümekteyim ayaklarımı,

Mecalim yok ey peri
Bu kapıları
Ne açmaya
Nede bakmaya.

Çökeceğim
Kapına
Ölürsem öleyim..
Adım da kaybolsun sanım da
Ellerim düşüyor zaten yanlara
Göz kapaklarım dayanmıyor bu karanlığa..

….

….

Hayal meyal oluyor kapı duvarlar
Yıklıyorum
Taş basamağa….
Yenildim ey
Peri kızı
Sesin bitiyor ,
Aşkın bitiyor,

….

Beni artık yok say sen buralarda

Ne kadar kaldım bilemiyorum.
Bir asır mı, bin şeytan yılı mı,
Üzerimde kertenkeleler yuva yapmış
Bir kurbağa prenses olmak için öpmeye çalışıyor.
Açılıyorum,

…….

Kanatlı bir kapı önündeyim
Tokmakları adam başı kadar,
Yarılmış yer yer çatlamış
Kapılar..
yanda
Benden önce gelmiş şövalyelerin
Kafa tasları
Bir tepe kadar.

…….

Sen oyun mu oynadın
Yoksa aldattın mı beni.
Tuzak mıydın yoksa
Alemde şövalye kalmasın diye…
Bir bir telef etmek miydi bizi
Buraya çekişin,

…..

Sesin de yok zati
Zati ışımıyor hala gölgeler
Dolanmış ayaklarıma tevek dalları.
Sırıtıyor deliklerden köstebekler…

….

Yığılmaktayım
Ses bir ses ey peri kızı
Billur sesin yol bulsun bana.
Doymadın mı bu kadar kana,,

…..

birden bir sürgü sesi geliyor kulaklarıma
dikiliyorum,
kılıcım gürzüm hiçbir şeyim yok

anlıyorum kapı açılmak ister
zorlanıyor lakın açılamıyor

dayanıyorum ne olcaksa o,

bütün gücümle
lanet kapıya.
Dayanıyorum…

….

Dayanıyorum
Köhne yapıya
Bakayım ne saklıyorsun
Asırlardır burada kiminsin sen
Kim dikti seni buraya

aralanıyor.dayanamıyor,
alemin her yerinde yorulan pazularıma..

…..

aman Allah ım,
elinde bir şamdan bir peri kızı.

Yok bu süreya yıldızı..

Başım düşüyor döşüme doğru
O ise utancından kehribar gibi.

Hoş geldi şövalye ,şerefyab ettin.

ne mümkün konuşmak,
bir nefes almak,
canım bin yıl burada kıpırdamadan kalmak
tam burada kuruyup solmak istiyor.

Şeref buldum
Diyorum

O nazik cana,
Bakamıyorum yüzünden yana

,nedir diyorum

bu figan edişin
neye ağlıyorsun
niçin gülmezsin.

Diyor bir dev var,
İçerde , ne kadar peri kızı varsa alemde
Hepsini kapattı bir mahzen içre,.

…..

Esiriz asırlardır.ey asil şövalye
Yardım et kurtar bizi bu zalim devden..

..

Ne istersen yaparız
Sihirli değneğimizle.

Seni diriltir can ederiz,
İstersen bin yıl bir ömür verir,
Adını dillere destan ederiz…

……..

Beni annem ne için doğurdu ki..
Neden şövalye oldum..
Neden meydana çıktım..
Hiçbir şey olmazsa da karşılığı,
İşim bu.
Sevgili peri.

…….
Titriyor içim,.

….

Devden filan değil,
Yanında olmaktan
,
göster bana o devi uzaktan,
şöyle arkama saklan..

mahzene doğru iniyor adımlarımız
o önde ben,
ben bakamadan,,

git git bitmiyor
daralıyorum
bu yol bitmeyecek

..

bir yere varıyorum
saray ki saray
dev uzakta suratıma bakmakta..

…..

ortada kristal bir fanus var
alemde ne kadar peri kızı varsa.
Doldurmuş içine
Acımadan..

…..

Ulan diyorum nasıl kıydın,,
Sen bunlara kıymadın, aleme kıydın .
Nasıl cansız bıraktın koca
Evreni,
Ne neşesi kalmış ne de nefesi
Utanmadın mı
Arlanmadın mı.

bir şövalye
Giriverirde şu kapıdan
Bunu sorar diye,

Sen ne egoist,
Ne bencilmişsin,
.
sal kızları kızdırma kafamı
zaten bıkmışım
zaten yorgunum.

……

Dev diyor
Bir şarta salarım
Kabul edersen ne ala
Etmezsen dalarım…

Buyur diyorum..

Sen bana hizmet edeceksin onun yerine
Ben hemen onu ve diğerlerini salacağım…

…..

Donup kalıyorum.
Bu neydi şimdi.

Kızların karşılığında özgürlüğüm ,,
Kıpırdamadan duruyor zaman.

…..

Peri kızına bakıyorum
İlk kez görüyorum gözlerini
Ağlamaktan asırlardır
İnciye dönmüş
Sesini duyuyorum
Bir nefes gibi..

Yakıyor içimi..

.

Bir şartla diyorum

Her sabah seher vakitlerinde,

Yeşil yapraklar daha karayken,
Damlıyorken
Sabahın çiseleri,
Otlarda daha nem varken.

Serinlik içini ışıtıyorken insanın,
Melekler göklerden bakıyorken

Dolaşmama izin ver seher vakitlerinde.

Aşkıma doymadan ayrılıyorken
Çok bir şey istemem özgürlüğüme.

Yeter ki dolaşayım sokaklarında
Şehirler henüz ışıyorken.

..

Kırılıverdi
Kristal fanus
Uçuverdiniz dışarılara

ben öylece esiriniz…

……

güneş doğuyor…

…………….

Ey perim,

Her sabah güneş doğmadan evvel,
Sokaklarda sessiz gezen şövalye,
Hiçbir şey istemez senden,

Sizi odunlara can versin diye,
Salı verirken aleme.
Sabah erken uyanın,
Perde gerilerinden

Boynu bükük bir şövalye
Geçerken
Ellerinizi
Götürün dudaklarınıza yeter.

Yayınlandı:  on Nisan 9, 2009 at 5:15 am Yorumlar (1)

istek

istek geldi içimden
dedim isteyeyim…

bikere istiyorum ki,sevgi
yani sevilmeyi istiyorum…
sonra sevmeyi,
yani sevmeyi istiyorum…

sonra yağmurda sırılsıklam ıslanmayı zırzıbıç olmayı istiyorum…
yarısı yüzümden aşağı aksın
yarısını da içeyim istiyorum….

sobam yansın istiyorum..
ıslak üstümü kurutayım. saçlarımı posurtayım istiyorum…

sora yanımda biri olsun ona bi şaplak atayım sevgiyle gülüşelim istiyorum….

…minareye çıkmak ta istiyorum…

sonra eski dostlarla bir araya gelebilmeyi. eskileri konuşabilmeyi..
herkesi susana kadar dinlemeyi istiyorum…
çay istiyorum…
buyuk bardakta…
menzile gitmeyi istiyorum..
duman kokusunu içime çekmeyi istiyorum çay ocağının..
bıraktığım halde bi paket sigara içmeyi istiyorum. orada..
..
kardeş kardeş gülümsemeyi istiyorum tanımadığım sofilere…
muhammed raşidi (hz) rüyamda görebilmeyi istiyorum
elini koklamayı
bana bi tokat atmasını istiyorum yavaşça

gavsi saniyi görmeyi istiyorum..
babacığım demeyi istiyorum.
beni gözleriyle okşamasını,bana kaşlarını çatmasını istiyorum..
……
isteklerimin bitmemesini istiyorum…
koşmak istiyorum..
yuvarlanmak kırlarda..
kır çiçekleri görmek istiyorum
….
bi de bi at istiyorum..
..
onu gözlerinde öpmek istiyorum.
güzel insanları görmek istiyorum…
onlarla cenette buluşmak istiyorum…

kabeye gitmeyi,
saat ikide o serin havada hacerül esvedi koklamak
20 metre uzağında bi zenciyle hiç birbirimizi anlamadan konuşmadan .yanyana sabaha kadar oturmak istiyorum….

..
böle rahatsız bööle
salak ..
böööle manyak kalmak istiyorum 90 yaşına kadar…

Yayınlandı:  on Nisan 5, 2009 at 4:05 pm Yorumlar (2)