ilginç bir şeyi farketmeme sebeb oldu, kendisini idare ettiğimi çaktırmadığım bir çocuğun yüzümü tırmalaması…
bu boyutu, kızdığımda yumrukladığım bir duvar olarak kullanıyormuşum.
burayı tıklama sayım silahlarımı kullanamadığımda ama kullanmam gerektiğine inandığımda artıyor…
adi şerefsiz
hayat, eğer sen teoriden ibaret olsaydın, elbette ben seni dilimle eğip bükebilecek ve istediğim kıvama getirecektim.
ben seninle uğraşmayacaktım ;sen benim eğip bükmelerime dayanamayıp avcumda kuş gibi pırpır edecekti kalbin.
hep korkacaktın acaba benim hangi versiyonum var şimdi aklında diye…..
ama heyhat..
sen çok gaddarsın..
ben hayalimde seni ne kadar eğip büksem de sen beni gerçekten eğip büküyorsun….
bana indirdiğin en ağır darbe, benim bilgece ortaya koyduğum çıkarımlarımın anlamsızca üzerime yapışmasından başka ne ki…
hayat acısın biliyor musun..
acı ve adi…
başkaları için biçtiğim kaftanı bana kefen edip duruyorsun hep…
yamadığım yön verdiğim onlar olacakken kucağımda bir ucube gibi şimdi şekillendirmelerim…
hayat adisin…
akıl vermelerim bilgeliklerim herçizdiğim fotoğrafın fotomodeli yaptın beni….
her dağdan aradığım bilge sokuşturmaları yalandan başka neki…
kendine melhem olamayanların bana uyguladıkları babası belirsiz fikirlerin.acaib çocuğu oldu ruhum…
şimdi asıl fikir babam olacaklarda bana bakmazken..
kussam nereye kusarım istiframı…
içimde kalsalar nasıl yaşarım….
hayat.
adisin..
ayna gibi suratın var.
şerefsizsin.
yankılanıp duran sesimin ardındaki kuvveti gücü dermanı sen çaldın…
şimdi fersiz.
bilge olan ben
taaaa başa dönüp yeniden.
yıkılıyorum kucaklarına akıl öğrettiklerimin…
bana su verin…
bana su verin…
içtiğim sular kusturmuyor..
kandırmıyor.
yangınımı söndürmüyor…
bana su verinnn……
not: çok bilen bilge bozuntularının hayatlarının tam orta yerine bağırarak ithaf olunuyor…
bir kerecik allah diyemeyenlerin, boynu bükük, içi yanık sofilere.
teoloji parçalamarının sonucu görülmştür.
hüküm yukarıda….
iki büklüm
bir çökük hayatın ortasındayım.
Ne yana baksam merkezde başım.
Elimi elimden bir kurtarsaydım
uçar hür olurdun elbette kuşum…
yokuşum çıkılmaz düzüm ayarsız,
depremim fısıltı, aşkım duyarsız.
Uzakta ahıma damlar gözlerin…
benim gayretretlerim yarsız hayırsız.
Verdim canımı üç yar uğruna,
üç canımın üçü de gitti yoluna
şimdilerde kalbimi aldım elime.
Her yerinde sitemvar her yanında ah
kurumuş içimin poyrazında ah
bırak yüreğim gözlerinde ağlasın
güneşe senle baksın artık her sabah..
…………………..
düşmüşüm esirim,
esirin olsam gam yemem lakin
yanıbaşın yanıma ne kadar uzak..
artık acıtıyor,kıvrandırıyor..
bıktırıyor bana kurduğun tuzak..
sana ram olmuşum sana hasretim.
Sevgi dediğin şey yoksa esaretim mi,
beni burda köle eden cesaretim mi,
can ırağa düştüm duy artık beni..
yanı başında bir yere koy artık beni.
Bak ellerime bak ellerime
…..
..,………..
avuçla
kul huvellahu ehad.
üflüyorum canıma…
karanlığın şerrine
üflüyorum aydınlanıyor içim.
avuçlarım açılmış yalvarıyor bak sana..
üflüyorum
cinleri ,
üflüyorum şeytanlar
toz zerrecikleri….
şimdi avuçalrım tertemiz
şimdi avuçlarım dopdolu…
sürüyorum yüzüme, ellerime
ayaklarıma…
teyemmüm alıyorum rahmetine bulayarak ellerimi.
rahmetini sarınıyorum bedenime…
uyuyorum
efendime…
e f e n d i m e . . .
tıraaaakkkk
milki bekadan gelmişem
narı cihanı içselleştirdim,
ben şişeyi vurdum taşa,
taş kırıldı şişe sağlam….
namusu arı aldı,
sinek beyazı kirletti,
ben dost cemalin görmeyi geçtim,
huri gılman lütfu ilahi…
karamsarsatırbaşıkısabiraradansonra.
eliminadınakarayazıyor
içiminadınakıkırkıkırkıkırdıyorbrother
))
molla kasım
zaten anlayamayacaktı anlamak isteseydi de,
milyarların anladığı yunusu.. ama
ona karşı anlayışlı olabilirdi…
evet bu elindeydi…
en büyük hakikatleri bile anlamak mümkün değil ilk zamanlar…
ama anlayışlı davranmak anlamaya da kapı açıyor…
yoksa
istese
yunus
zaten mollanın ciğerine de bağırır..
asırlar öncesinden…
istediği sadece azcık anlayışlılık…
NEFES VAAAAR
CİĞERİNİZ BAYRAM ETSİN AHALİİİİİ
BU NEFES FARKLIIII
GEEEEAAAALLL
BİSMİLLAH DEEE
BİLVANİS NET FAKLI BİR NEFES
)) AĞZIM ÖRTÜLMÜYOR..
http://www.bilvanis.net/
CADI
her insanın yüreğini ayakta tutan,kendini,hayallerini,geleceğini bağladığı,sevdiği ve değer verdiği bir hazinesi vardır.
onu en derinde saklar.
bazen sahip olmadığı bir şey yada kişinin sevgisi de olabilir.
bazen bizzat avucuna alabildiğidir.
bütün hareketlerinin hem çıkış noktasında hem dönüş noktasında o vardır.
o gerçek bir hazinedir kişi için.yanlışlığı,tutarsızlığı yada hayaliliği önemli değildir. o can veriyordur.önemli olan yeri burasıdır.
bazen bir aşk,bazen bir sevgi,bazen bir arkadaş,bazen bir hayal,
bazen hepsi…
işte bir topacın döndüğü ipin kopmasıdır hayatı böyle başıboş kılan.
böyle anlamsız saman tadına çeviren.
hazine kaçırılmıştır,anlamını da yitirmiş olabilir elde de olsa…
sevgi ile bağlanılan şeydir aslında hayatın anlamı..
onun için yaşarsınız,ölürsünüz,gidersiniz, gelirsiniz,alırsınız yaparsınız,onun içindir…
dualarınız,Allah’a onun içindir, yalvarırsınız.kendinize isteseniz de aslında onun için, yanında kalmak içindir hayatınıza verdiğiniz önem…
bu belki değmeyen bir şey içindir ama öyledir…
hedefi kısa tuttuğunuzda hemen ele geçiriverdiğinizde,yada elinizdeki değersizleştiğinde biter aşkınıza can veren hazine…
onun içindir, ulaşılmaz olanın aşıkları asla hayata sırt dönmezler.
çektikleri her acı tad bırakır gönüllerine.
onlar öyle bir sevdadırlar ki yakınlaştıkça artar,uzaklaştıkça yakar..
….
sevgiyi küllendirmemek lazım ki o sevdiğinizden çok size lazım aslında…
bir çiçeğin anlamı aslında içinizdedir.
hayata gülümsemeniz,sevmeniz de içinizdedir…içinizdekidir.
içinizde var olan her sevgi bir katsayıdır,tutunmanızla çarpılan hayata…
çok olması çokluk olması daha bir çözülmez, daha bir
daha bir kopmaz denkleme döndürür..
aslında bir şeyi atlıyoruz burada,
size verilen değer.başka gönüllerdeki aksinizdir.
başka gönüllerin size duyduğu sıcaklık…
hayatınızı ışıtan şeyin anlamsızlaştığı yerde, sizi yeni bir merkeze bağlayan bağdır.. sizi alıp götürendir çıkmazlarınızdan..
sizin gönlünüzden yansıyan sevginin tekrar sizi tutmasıdır.kıyılarınızda..
hayat fani olunca yaşanan,
duygular devrilip durur,
her şey gibi biter gözlerinizde,
aşkınız sevdanız,
en çok ta kavuşuverince,
ele geçeni kıymetsizleştiriverirsiniz,
içinizin dipsizliğinde…
yeni şeyleri yok etmek
yeni sevdaları bitirmek için
acımasızca gezdirirsiniz gözlerinizi…
siz aslında aynaya bakarsınız
ikide bir,
benden daha güzel var mı diye,
aslında siz bir cadısınız,
en yukarda
aslında siz
sevdanızı bitiren,
içinizi öldüren,
sevdiklerinizi
anlamsızlaştıran bir cadısınız..
geldiğiniz yere dönmedikçe, doyumsuzluğunuz bıkmışlığınız yada hırsınız bitmeyecek…
siz aslında her tele bez asansınız,
aslında yüce olan gönlünüzün en yüce yerinde
kıytırık bez parçaları asılı
geçici solgun ve sırıtık…
…..
yerdekilerden güzel bir hazine çıkartamadıysanız
göklerin size yapabileceği ne var ki…
hazinenize sahip çıkın…
o sizin…
o sizin hayatınız,
o sizin hayatınızı ayakta tutan,
o sizsiniz…
yitirdiğinizde sizi bitirenin ne olduğunu düşündünüz mü?
Hayatınızın sönükleştiğini fark ettiğinizde,
Etrafınızı yeniden yapılandırın.yeniden anlamlandırın.
Hazine sandığınızı en çok kendinizden koruyun…
Zira onu en çok siz harcıyorsunuz.
Ve harcadığınız da sizsiniz aslında…


